Myspace BackgroundsMyspace BackgroundsMyspace CodesMyspace LayoutsGlitter GraphicsMyspace LayoutsMyspace LayoutsMyspace CodesMyspace Text Generator, Myspace GraphicsMyspace, Myspace CodesMyspace LayoutsMyspace Codes, Myspace GraphicsMyspace CodesMyspace Text Generator, Myspace GraphicsMyspace CodesMyspace CodesMyspace Text Generator, Myspace GraphicsMyspace CodesMyspace Text Generator, Myspace GraphicsMyspace Text Generator, Myspace GraphicsMyspace LayoutsMyspace CodesMyspace Text Generator, Myspace GraphicsMyspace Codes ayyetul kubra - din hissi gögün merdivenidir - Blogcu



din hissi gögün merdivenidir

15/12/2006 - ayetül kübra

Kategori: ayyetul kubra

                                __ Ayetül Kübra__

Yedi kat gök ve yer bunları için dekiler onu tesbih eder onu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur fakat siz onların tesbihlerini anlamazsınız şüpesiz o halim dir gafurdur ( isra suresi 44 )

Evet bu dünya memleketine ve misafir hanesine gelen her bir misafir gözünü açıp baktıkça görür ki gayet ikram ve ihsanda bulunarak bir ziyafet gah ve gayet sanatkarane bir seyir yeri ve gayet ihtişamlı ve gösterişli bir şekilde ve arzu uyandıran bir seyir yeri ve gayet anlamlı bir şekilde hikmetlicesine olan bu güzel misafir hanenin sahibini ve bu kainat kitabının yazaranı ve muhteşem memleketin sultanını tanımak ve bilmek için şiddtle merak ederken en başta göklerin nur yıldızı ile yazılan güzel yüzü görünür ?

Bana bak aradıgını sana bildirecegim der o da bakar görür ki ?

Bir kısmı arzımızdan bin defa büyük ve o büyüklerden bir kısmı top güllesinden yetmiş derece suratli yüzbinlerce gökteki cisimleri yıldızları direksiz düşürmeden durduran ve birbirine çarpmadan olagan üstü çabuk ve beraber gezdiren yagsız söndürmeden devamlı olarak o hadsiz lambaları yandıran ve hiçbir gürültü ve ihtilal çıkartmadan o nihayetsiz o büyük kütleleri idare eden güneş ve ayın vazifeleri gibi hiç isyan ettir meden o pek büyük mahluları vazifelerle çalıştıran ve iki kutubun dairesindeki hesap rakamlarına sıkış mayan bir sonsuzluk uzaklık içinde aynı zamanda aynı kuvet ve aynı tarz ve aynı yaratılış damgası ve aynı surette beraber noksansız tasaruf eden ve o pek büyük mütecaviz kuveleri taşıyanları tecavüz ettirmeden kanununa itaat ettiren ve o sonsuz kalabalıgın enkazları gibi gögün yüzünü kirletecek süprüntülere meydan vermeden pek parlak ve pek güzel temizlettiren ve bir muntazam ordu manevrası gibi manevra ile gezdiren ve arzı döndür mesiyle o haşmetli manevranın başka bir surette hakiki ve hayalitarzlarını her gece  hersene sinema levhaları gibi seyirci mahlukatına gösteren bir Allahın bütün varlık ları besleyip terbiye etmesi hakikatının görünmesi ve o rablık faliyeti içinde görünenteshir tedbir idare etme tanzim temiz tutma görevlendirmekten mürekkeb bir hakikat bu azameti ve her şeyi kuşatması ile o semavat yaratıcısının allhın valıgının zaruri olmasına ve birligine ve mevcudiyetine semavatın mevcudiyetinden daha zahir bulunduguna gözle görerek şahadet eder manasıyla makamın birinci basamagında ?

Allah tan başka ilah yoktur o öyle bir varlıgı kendinden bizzat zaruri olandır ki kuşatıcılıgı ve mükemmelligi göz le görünen teshir idare etme tanzim tanzif ve görevlendirme gerçeginin her şeyi ihata eden azametinin şahitligiyle gökler bütün içingekilerle beraber o nun teklk içindeki varlıgının zaruri olduguna işaret eder ?

Denilmiştir …..

Sonra dünyaya gelen o yolcu adama ve misafire göboşlugu denilen atmosver ve acayip mahşer olan feza gürültülü ile konuşarak bagırıyor ?

Bana bak merakla aradıgını ve seni buraya göndereni benimle bilebilir ve bulabilirsin der o misafir onun ekşi fakat merhametli yüzüne bakar müthiş fakat müjdeli gürültüsünü dinler görür ki zemin ilegök ortsında boşlukta durdurulan bulut gayet hakimane rahmetlicesine birtarda zemin bahcesinde sular ve zemin ahalisine hayatsuyu getirir ve hayreti yani yaşamak ateşinin şittetini hafifletir ve ihtiyaca ğöre her yerin imdadına yetiştirir ve bu vazifeler gibi çok vazifeleri görmekle beraber muntazam bir ordunun çok acele emir lere göre görün mesi ve gizlenmesi gibi birden atmos veri dolduran o koca bulut dahi gizlenir bütün eczaları istirahate çekilir hiçbir eseri görünmez sonra yagmur başı na arş emrini aldıgı anda bir saat belki birkaç dakika zarfın da toplanıp atmosveri doldurur bir kumandanın emrini bekler gibi durur ..

Sonra o yolcu atmosverdeki rüzgara bakar görür ki hava o kadar çok vazifelerle gayet hakimane istihdam olunurki güya o cansız havanın şuursuz zerrelerinden her bir zersi bu sultanın dan gelen emirleri dinler bilir ve hiç birini geri bırak mayarak o kumandanın kuvetiyle yapar ve intizamla yerine getirir bir vaziyetle zeminin bütün nufuslarına nefes vermek ve hayat sahibi canlılara luzumlu bulunan hararet ışık ve lektirik gibi maddeleri ve sesleri nakletmek ve bitkilerin döllenmesine vasıta olmak gibi çok külli vazi felerde ve hizmetlerde bir görünmeyen el tarafımdan gayet akıllıcasına ve alimane ve hayat perverane istihdam olunuyor ..

Sonra yagmura bakıyor görüyorki o latif ve berrak ve tatlı ve hiçten ve gaybi bir rahmet hazinesinden gönderilen katrelerde o kadar rahmani hediyeler ve vazifeler varki güya rahmet tecesüm ederek katreler suretinde rabbimizin hazinesinden akıyor manasında oldugun dan yagmura rahmet namı verilmştir..

Sonra şimşege bakar ve gök gürültüsünü dinler görürki pek acayip ve garip hizmetlerde çalıştırılıyorlar ..

Sonra gözünü çeker aklına bakar kendi kendine derki atılmış pamuk gibi bu cansız şuursuz bulut elbette bizleri bilmez ve bize acıyıp imdadımıza kendi kendine koşamaz ve emir siz meydana çıkamaz ve gizlenemez belki gayet kadir ve rahim bir kumandanın emriyle haraket ederki bir iz bırakmadan gizlenir defatden meydana çıkar iş başına geçer ve gayet faal ve müteal ve gayet cilveli ve haşmetli bir sultanın fermanıyla ve kuvetiyle vakti vaktine atmosver alemini doldurup boşaltır ve devamlı olarak hikmetle yazar ve paydos ile bozar tahtasına ortadan kaybolma ve sonra tekrar eski haline gelerek isbat tahtasına haşir ve kıyamet suretine ve gayet lutufkar ihsan perver ve gayet ikramcı ve gayet besleyip terbiye etmeyi seven bir her şeyi tedbirli düzenli yapıp elinde tutanın tedbiriyle rüzgara biner ve daglar gibi yagmur hazinelerini bindirir muhtaç olan yerlere yetiştirir güya onlara acıyıp aglayarak göz yaşlarıyla onları çiçeklerle güldürür güneşin şiddetli ateşini serinlendirir ve süngergibi bahçelerine su serper ve zemin yüzünü yıkar temizler …

Hem eraklı yolcu kendi aklına der  bu cansız hayatsız akılsız devamlı olarak çalkalanan kararsız fırtınalı dagdaglı sebatsız hedefsiz şu havanın perdesiyle ve zahiri suretiyle vücuda gelen yüz bin ler hakimane ve şefkatli bir şekilde sanatlı işlrer ve ihsanlar veimdadlar açıkça isbat ederki bu çalışkan rüzgarın ve hareketli hizmetkarın kendi başına hiçbir hareketi yok  belki gayet kadir ve alim ve gayet hakim ve kerim bir amirin her bir emrini alır ve dinler itaat ederki bütün hayvanatın tenefüsüne ve yaşamasına ve bitkilerin telkihine ve büyümesine ve hayatına luzumlu maddelerin yetiş tirilmesine ve bulutların sevk ve idaresine ve ateşsiz gemilerin seyhatlarına ve bilhassa seslerin ve bilhassa telsiz telefon ve telgıraf ve radyo ile konuşmaların isaline ve bu hizmetler gibi umumi ve külli hizmetlerden başka azot ve oksijen gibi iki basit maddeden ibaret olan havanın zerreleri birbirinin misali iken zeminin yüzünde yüz binler tarzda bulunan rabbani sanatlarda mükemmel intizam ile bir görünmeyen hikmet tarafından çalıştırılıyor görüyorum..

Demek   ( rüzgarları ve yer ile gök arasındaemre hazır bekleyen bulutları sevk ve idare etmesinde bakera suresi 164 ) ayetinin tasrihiyle rüzgarın tasrifiyle sonsuz rabbani hizmetlerde istmal ve bulutların teshiriyle sonsuz rahmani işlerde istihdam ve havayı o surette icad eden ancak varlıgı bizzat kendinden zaruri olan Allahın ve kadiri külli şey ve alimi külli şey bir rabbi zülcelali vel ikramdır der hükmeder ..

Sonra yagmura bakar görürki yagmurun taneleri sayısınca menfaatler ve katreleri, adedince rahmani cilveler ve rehşaları miktarınca hikmetler içinde bulunuyor hem o şirin ve latif ve mubarek katreler o kadar muntazam ve güzel halk ediliyorki hususan yaz mevsiminde gelen dolu mizan ve intizam ile gönderiliyor ve iniyorki fırtınalar ile çalkalanan ve büyük şeyleri çarpıştıran şiddetli rüzgar onların muvazene ve intizamlarını bozmuyor katreleri birbirine çarpıp birleştirip zararlı kütleler oluşturmuyor ve bunlar gibi çok hakimane işlerde ve bihassa hayat sahibi canlılarda çalıştırılan basit ve camit ve şuursuz  hidrojen ve oksijen gibi iki basit maddeden terekküb eden bu su yüzbinler hikmetli ve şuurlu ve muhtelif hizmetlerde ve sanatlarda istihdam ediliyor demek bu tecesüm etmiş aynı rahmet olan yagmur ancak bir rahmani rahimin görünmeyen rahmet hazinesinde yapılıyor ve nüzuliyle ..

( kullar ümitlerini kes tikten sonra yagmuru indiren ve rahmetini her tarafa yayan odur şura suresi  28 ) ayetini maddeten tevsir ediyor sonra gök gürültüsünü dinler ve şimşege bakar görür ki bu iki acayip hadise atmosvere tamtamına ,,(gök gürültüsü hamd ederek onu tesbih eder rad suresi 13) ve ( şimşegin parıltısı neredeyse gözleri alıverir nur suresi 43) ayet lerini madden tevsir etmekle beraber yagmurun gelmesini haber verip muhtaç lara müjde ediyorlar ,,

Evet hiçen birden harika bir gürültü ile atmosveri konuşturmak ve fevkalade bir nur na ve nar ile zulmetli atmosveri ışıkla doldurmak ve dagvari pamuk misal ve dolu kar ve su tulumbası hükmünde olan bulutları ateşlendirmek gibi hikmetli ve garabetli vaziyetlerle baş aşagı gafil insanın başına tokmak gibi vuruyor başını kaldır kendini tanıttırmak isteyen faal ve kudretli bir zatın harika işlerine bak sen başı boş olmadıgın gibi bu hadiselerde başı boş olamazlar her birisi çok hikmetli vazifeler peşinde koşturuluyorlar her şeyi hikmetle idare eden Allah tarafından istihdam olunuyorlar diye ihtar ediyorlar

İşte bu meraklı yolcu atmosverde bulutu itaat ettiren rüzgerı itaat ettiren yagmuru indiren bulut yagmur kar rüzgar vs gibi gök boşlugunda ceryan eden olaylar tedbirden birleşmeden meydana gelerek bir hakikatın yüksek ve aşikar şahadetini işitir …

( Allahtan başka ilah yoktur o öyle bir varlıgı kendiliginden zaruri olandırki genişli ve mükemmelligi gözle görünen itaat etime kullanarak idare etme indime ve tedbir gerçeginin her şeyi kuşatıcı azametinin şahitligiyle atmosver bütün içindekilerle beraber o nun varlıgının zaruri oldugunu gösterir )

Sonra o seyhat fikrine alışan o mütefekkir misafire kürei arz lisanı haliyle diyorki gökte fezada havada ne geziyorsun gel ben sana aradıgını tanıttıracagım

Gördügüm vazifelerime bak ve sayfalarımı oku o da bakar görür ki arz cazibeye düşmüş cazibeli bir Mevlevi gibi iki hareketiyle günlerin senelerin mevsimlerin husülüne medar olan bir büyük haşir dairesinin meydanı etrafında çiziyor ve hayat sahibi canlıların yüzbin türlerine bütün erzak ve levazımatlarıyla içine alıp feza denizinde mükemmel denge ve nizamla gezdiren ve güneş etrafında seyhat eden muhteşem ve byun egmiş rabbin gemisidir …

Sonra sayfalarına bakar görür ki bablarındaki her bir sayfası binler ayetiyle arzın rabbini tanıtıyor tamamını okumak için vakit bulamadıgından yalnız bir tek sayfası olan hayat sahibi canlıların bahar faslında icad ve idaresine bakar müşahade ederki yüz bin türlerin sonsuz efradlarının basit bir maddeden gayet muntazam açılıyor ve gayet rahmetlicesine terbiye ediliyor ve gayet mucuzane bir kısmını tohumlarına kanatçıklar verip onları uçurmak suretiyle neş rettiriliyor ve gayet müdebbirane idare olunuyor ve gayet Müşvik ane yediriliyo içiriliyorve besleniyor ve gayet rahmetlicesine ve rızıklandırarak sonsuz ve çeşit çeşit ve lezzetli ve tatlı rızıkları hiçten ve kuru topraktan ve birbirinin misali ve farkları pek az kıemik gibi köklerden çekirdeklerden su katrelerinden yetiştiriliyor her bahara bir vagon gibi görünmeyen hazineden yüzbin çeşit etime ve levazımat mükemmel intizam ile yüklenip haytat sahibi canlılara gönderiliyor ve bilhassa o erzak paketleri içinde yavrulara gönderilen süt konserveleri ve validelerinin şefkatli sinelerinde asılan şekerli süt tulumbacıklarına göndermek o kadar merhamet ve şevkat ve hikmet içinde görünüyorki açıkça bir rahmani rahimin gayet Müşvikane rahmet cilvesi ve ihsanı oldugunu isbat eder …

( şimdi Allahın rahmet eserlerine bak ölümden sonra yer yüzünü nasıl diriltmektedir şüpesiz o ölüleride gerçekten diriltecektir o her şeye güç yetirendir rum suresi 50)

Ayetine maddeten gayet parlak tevsir ettigi gibi bu ayet dahi, bu sayfanın manalarını mucizane ifade eder ve arzın bütün sayfalarıyla büyüklügü nisbetinde ve kuvetinde (Allahtan başka ilah yotur) dedigini anladı …

İşte kürei arzın yirmiden ziyade büyük sayfalarından bir tek sayfasının yirmi vecihinden bir tek Vecihinin muhassar şahadeti ile o yulcunun diger vecihlerin sayfalarındaki müşehadatı manasında olarakve o müheşadatların ifade için birinci makamın üçüncü mertebesinde böyle denilmiş …

Allahtan başka ilah yoktur o bir varlıgı bizzat kendiliginden zaruri olandırki umumuligi kapsamlılıgı ve mükemel oluşlu ap açık görüne bütün canlıların beslenmeleri için tohumların teshir tedbir terbiye fettahiyet tohumların dagıtımı muhafaza ve idaresi ve rahimiyet ve rahmaniyet hakikatlarının kuşatıcı büyüklügünün şahitlik yapmasıyla yer yüzü ve onun içindekiler ve üzerindekilerle birlikte onun birlik içindeki varlıgının zaruri olduguna işaret eder …

Sonra o düşünen yolcu her sayfayı okudukça saadet anahtrı olan imanı kuvetlenip ve manevi tarakkiyatın miftahı olan marifeti ziyadeleşip ve bütün mükemmeligin esası ve madeni olan imanı billah (Allaha iman)hakikatı bir derece daha inkişaf edip manevi çok zevkleri ve lezzetleri verdikçe o nun merakını şiddetle tahrik ettiginden sema atmosver ve arzın mükemmel ve kati derslerini dinledigi halde daha yokmu deyip duru ken denizlerin ve büyük nehirlerin cezbekerane cuşup taşmasıyla zikirlerini ve hazin ve leziz seslerini eşitir lisanı hal ve lisanı kaal ile bizede bak bizide oku derler o da bakar görürki hayatdarane devamlı olarak çalkalanan ve dagılmak ve dökülmek ve istila etmek fıtratında olan denizler arzı kuşatıp arz ile beraber gayet suratli bir surette bir senede yirmi beş senelik bir dairede koşturuldugu halde ne dagılır ne dökülür ve nede komşularındaki topraga tecavüz ederler demek gayet kudretli ve azametli bir zatın emriyle ve kuvetiyle dururlar gezerler muhafaza olurlar …

Sonra deniz lerin içlrine bakar görür ki menfaatleri ve vazifeleri ve gelirleri giderleri o kadar hakimane ve rahimanedir açıkça isbat eder ki bütün ırmaklar pınarlar çaylar büyük nehirler bir rahmanı zülcelali vel ikramın rahmet hazinesinden çıkıyorlar ve akıyorlar hadda okadar fevkalade iddihar ve sarfediliyorlarki (dört nehir cennetten geliyorlar ) diye rivayet edilmiş yani görünen sebeb lerin pek fevkinde olduklarından manevi bir cennetin hazinesinden ve yalnız görünmez ve tükenmez bir kaynagın feyzinden akıyorlar demektir …

Mesela mısırın kumistanını bir cennete çeviren nili mubarek cenub tarafından cebeli kamer denilen bir dagdan devamlı olarak küçük bir deniz gibi tükenmeden akıyor altı aydaki sarfiyatı dag şeklinde toplansa ve buzlansa o dag dan daha büyük olur halbuki o dagdan ona ayrılan yer ve mahzenaltı kısımdan bir kısım olmaz gelirleri ise o sıcak bölgede pek az gelen ve susamış toprak çabuk yutugu için mahzene az giden yagmur elbette o geniş ve kapsamlı dengeyi muhafaza edemediginden o nili mubarek yer yüzü kanunu fevkinde bir gaybi cennetten çıkıyor diye rivayeti gayet manidar ve güzel bir hakikati ifade ediyor …

İşte deniz ve nehirlerin denizler gibi hakikakatlerinin ve şahadetlerinin binden birisini gördü ve umumu ittifakla denizlerin büyüklügü nisbetinde bir kuvetle ( Allahtan başka ilah yoktur )der ve bu şahadete denizler mahlukatı adedince şahitler gösterir diye anladı ve denizlerirn nehirlerin umum şahadetlerini irade ederek ifade etmek manasında birinci makamın dördüncü mertebesinde …

(Allahtan başka ilah yoktur o öyle bir varlıgı kendinden bizzat zaruri olandırki genişligi ve intizamı gözle görünen teshir ve muhafaza ve biriktirip depo etme ve idare etme hakikatının azametli kuşatıcılıgının şahitligiyle bütün denizler ve nehirler içlerinde bulunan her şeyle beraber onun birlik içindeki varlıgının gerekliligine işaret ederler )

Denil mi,ş ..

Sonra daglar ve sahralar seyhat fikrinde bulunan o yolcuyu çagırı yorlar   sayflarımızı da oku diyorlar o da bakar görür ki dagların külli vazifeleri ve umumi vazifeleri o kadar azametli ve hikmetlidir ki akılları hayret içinde bırakırmesela dagların zeminden rabbin emri ile çıkmaları ve zeminin içindeki içteki degişimlerden dönüşümlerden neşet eden heyecanını gazabını ve hiddetini çıkmalarıyla teskin ederek zemin o dagların fışkırmasıyla ve menfeziyle teneffüs edip zararlı olan sarsıntılardan ve zararlı zelzelerden kurtulup vasife devriyesinde sekenesinin istiharatlarını bozmuyor demek nasılki gemileri sarsıntıdan korumak ve dengelerini muhafaza için onların direkleri üstünde kurul muş öylede daglar zemin gemisine bu manada hazineli direkler olduklarını kuranı mucizül beyan .

( Dagları birer kazık yapmadıkmı nebe suresi 7 )

(yer yüzünde sabit daglar yerleş tirdik hicir suresi 19 )

(dagları saglambir şekilde yerleştirdi naziat suresi 32 ) gibi çok ayetler ferman ediyor ..

Hem mesela dagların içinde hayat sahibi canlılara lazım olan her nevi menbalar sular madenler maddeler ilaçlar o kadar hakimane ve tedbirli bir şekilde ve kerimane ve ihtiyatlı bir şekilde hazırlanıp istif edilmişki açıkça kudreti sonsuz bir kadirin ve hikmeti sonsuz bir hakimin hazineleri anbarları ve hizmetkarları olduklarını isbat ederler diye anlar ve sahra ve dagların dagkadar vazife ve hikmetlerinden bu iki cevhere digerlerini kıyas edip dagların ve sahranın bütün hikmetleriyle hususan ihtiyati iddiharlar yönüyle getir dikleri şahadeti ve söyle dikleri ( Allah ilah yoktur )tevhidini daglar kuvetinde ve sebatında ve sahralar genişliginde ve büyüklügünde görür amentü billah der ( Allaha iman ettim )…

İşte bu manayı ifade için birinci makamın beşinci mertebesinde …

(ondan (Allah tan ) başka ilah yoktur o öyle bir varlıgı bizzat kendinden zaruri olandırki rabbani ihtiyat maddelerinin gözle görünen iddihar idare tohumların etrafa dagılması ve muhafaza hakikatının geniş ve büyük kuşatıcılıgının şahitligiyle bütün daglar ve sahralar için deki ve üzerindeki her şeyle beraber o nun varlıgının grekliligine tanıklık eder ) denilmiş

Sonra o yolcu dagda ve sahrada fikriyle gezerken agaçlar ve bitkiler aleminin kapısı fikrine açıldı onu içeriye çagırdılar gel dairemizdede gez yazılarımızıda oku dediler o da girdi gördüki gayet muhteşem müzeyyen bir lailahe illallah zikrini yapan meclis ve tevhid ve bir zikir halkası ve şükür teşkil etmişler bütün agaç ve bitkilerin türleri ittifakla beraber ( ondan (Allah dan başka ilah yoktur ) diyorlar gibi lisanı halleri,nden anladı çünkü bütün meyvedar agaç ve bitkiler mizanlı ve fesahatlı yapraklarının dilleriyle ve süslü güzel çiçeklerinin sözleriyle ve intizamlı ve belagatlı meyvelerinin kelimeleriyle beraber tesbih ederek şahadet getir diklerini ve ( Allah tan başka ilah yoktur )dediklerine delalet ve şahadet eden üç büyük külli hakikati gördü …

Birincisi : pek açık bir surette kasdi bir nimetlendiihsan ve gönül rahatlıgı manası ve hakikati her birisinde  hisedildigibi toplamında ise güneşin zuhurundaki ziyası gibi görünüyor ..

İkincisi: tesadüfe havalesi hiçbir imkan yönü olmayan kasdi ve hakimane bir temyiz ve tefrik iradeli rahmetlicesine bir tezyin ve tasvir manası ve hakikatı o sonsuz enva ve efrdda gündüz gibi aşikare görünüyor ve bir sani hakimin eserleri ve nakışları olduklarını gösterir ..

Üçüncüsü: o sonsuz sanatlı olarak yapılmış varlıkların yüzbin çeşit ve ayrı ayrı tarz ve şekilde olan suretleri gayet muntazam mizanlı ziynetli olarak mahdut ve madut ve birbirinin misali basit ve cansız birbirinin aynı veya az farklı ve karışık olan çekirdeklerden habbeciklerden o ikiyüzbin nevilerin ayrıklı ve intizamlı ayrı ayrı dengeli hayatdar hikmetli yanlışsız hatasız bir vaziyette umum efradının suretlerinin açılışı ise öyle bir hkikattırki güneşten daha parlaktır ve baharın çiçekleri ve meyveleri ve yaprakları ve mevcudatı sayısınca o hakikati isabat eden şahitler var diye bildi …

( iman nimetinden ötürü Allaha hamdolsun ) dedi ….

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

ölüm ve idam intizarında bulunan bir insan sehbanın tezyin ve süslendirilmesinden zevk ve lezzet alabilirmi

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Kategoriler

Arkadaşlarım

medreseizehra
betaklus
Blogcu Yardım

Yeni Sayfa 2



Bismillahirrahmanirrahim

"Ey insanlar!

"Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha bulusamiyacagim.

"Insanlar!

"Bugünleriniz nasil mukaddes bir gün ise, bu aylariniz nasil mukaddes bir ay ise, bu sehriniz (Mekke) nasil mübarek bir sehir ise, canlariniz, malariniz, namuslariniz da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmustur.

"Ashabim!

"Muhakkak Rabbinize kavusacaksiniz ve bugünkü her hal ve hareketinizden sorguya cekileceksiniz. Sakin benden sonra eski sapikliklara dönmeyiniz ve birbirinizin boynunu vurmayiniz! Bu vasiyetimi, burada bulunanlar, bulunmayanlara ulastirsin. Olabilir ki, burada bulunan kimse bunlari daha iyi anlayan birisine ulastirmis olur.

"Ashabim!

"Kimin yaninda bir emanet varsa, onu hemen sahibine versin. Biliniz ki, faizin her cesidi kalidirilmistir. Allah böyle hükmetmistir. Ilk kaldirdigim faiz de Abdulmutallib''''in oglu (amcam) Abbas''''in faizidir. Lakin ana paraniz size aittir. Ne zulmediniz, ne de zulme ugrayiniz.

"Ashabim!"

"Dikkat ediniz, Cahiliyeden kalma bütün adetler kaldirilmistir, ayagimin altindadir. Cahiliye devrinde güdülen kan davalari da tamamen kaldirilmistir. Kaldirdigim ilk kan davasi Abdulmuttalib''''in torunu Iyas bin Rabia''''nin kan davasidir.

"Ey insanlar!

"Muhakkak ki, seytan su topraginizda kendisine tapinmaktan tamamen ümidini kesmistir. Fakat siz bunun disinda ufak tefek islerinizde ona uyarsaniz, bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak icin bunlardan da sakininiz.

"Ey insanlar!

"Kadinlarin haklarini gözetmenizi ve bu hususta Allah''''tan korkmanizi tavsiye ederim. Siz kadinlari, Allah''''in emaneti olarak aldiniz ve onlarin namusunu kendinize Allah''''in emriyle helal kildiniz. Sizin kadinlar üzerinde hakkiniz, kadinlarin da sizin üzerinizde hakki vardir. Sizin kadinlar üzerindeki hakkinizi; yataginizi hic kimseye cignetmemeleri, hoslanmadiginiz kimseleri izininiz olmadikca evlerinize almamalaridir. Eger gelmesine müsade etmediginiz bir kimseyi evinize alirlarsa, Allah, size onlarin yataklarinda yalniz burakmaniza ve daha olmasza hafifce dövüp sakindirmaniza izin vermistir. Kadinlarin da sizin üzerinizdeki haklari, mesru örf ve adete göre yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.

"Ey mü''''minler!

"Size iki emanet birakiyorum, onlara sarilip uydukca yolunuzu hic sasirmazsiniz. O emanetler, Allah''''in kitabi Kur-ân-i Kerim ve Peygamberin (a.s.m) sünnetidir.

"Mü''''minler!

"Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman Müslümanin kardesidir ve böylece bütün Müslümanlar kardestirler. Bir Müslümana kardesinin kani da, mali da helal olmaz. Fakat malini gönül hoslugu ile vermisse o baskadir.

"Ey insanlar!

"Cenab-i Hakk her hak sahibine hakkini vermistir. Her insanin mirastan hissesini ayirmistir. Mirasciya vasiyet etmeye lüzüm yoktur. Cocuk kimin döseginde dogmussa ona aittir. Zina eden kimse icin mahrumiyet vardir.

Babasindan baskasina ait soy iddia eden soysuz yahut efendisinden baskasina intisaba kalkan köle, Allah''''in, meleklerinin ve bütün insanlarin lanetine ugrasin. Cenab-i Hakk, bu gibi insanlarin ne tevbelerini, ne de adalet ve sehadetlerini kabul eder.

"Ey insanlar!

"Rabbiniz birdir. Babaniz da birdir. Hepiniz Adem''''in cocuklarisiniz, Adem ise topraktandir. Arabin Arap olmayana, Arap olmayanin da Arap üzerine üstünlügü olmadigi gibi; kirmizi tenlinin siyah üzerine, siyahin da kirmizi tenli üzerinde bir üstünlügü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah''''tan korkmaktadir. Allah yaninda en kiymetli olaniniz O''''ndan en cok korkaninizdir.

"Azasi kesik siyahî bir köle basiniza amir olarak tayin edilse, sizi Allah''''in kitabi ile idare ederse, onu dinleyiniz ve itaat ediniz.

"Suclu kendi sucundan baskasi ile suclanamaz. Baba, oglunun sucu üzerine, oglu da babasinin sucu üzerine suclanamaz.

"Dikkat ediniz! Su dört seyi kesinlikle yapmaycaksiniz:

Allah''''a hicbir seyi ortak kosmayacaksiniz.

Allah''''in haram ve dokunulmaz kildigi cani, haksiz yere öldürmeyeceksiniz.

Zina etmeyeceksiniz.

Hirsizlik yapmayacaksiniz...

"Insanlar Lâilahe illallah deyinceye kadar onlarla cihad etmek üzere emrolundum. Onlar bunu söyledikleri zaman kanlarini ve mallarini korumus olurlar. Hesaplari ise Allah''''a aittir.

"Insanlar!

"Yarin beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?"

Saheb-i Kiram birden söyle dediler:

"Allah''''in elciligini ifa ettiniz, vazifenizi hakkiyla yerine getirdiniz, bize vasiyet ve nasihatta bulundunuz, diye sehadet ederiz!"

Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz (S.A.V.) sehadet parmagini kaldirdi, sonra da cemaatin üzerine cevirip indirdi ve söyle buyurdu:

Sahid ol, yâ Rab!

Sahid ol, yâ Rab!

Sahid ol, yâ Rab!

p align=left> 

GÜL KOKUNA HASRETİZ

Ya RESULULLAH , bu gece teşrif ettin dünyaya
Gelişinle son verdin ,karanlık heyulaya.

Ne zulmetler son buldu,Kisra ateşi söndü
Sayenizde efendim,karanlık ,güne döndü.

Emaneti koruyan,Muhammedül-emindin
İtimadın kalesi,Sen en sağlam Yemindin.

Yetimdin,kimsesizdin,kimsesizler kimsesi
Şefkatle uzanan el,Hak yolunun gür sesi.

Allah,Kitap bilmezdik,Karanlığı severdik
Doğru yola gelmezdik,Put`umuzu överdik.

Nefislerin mahkumu zincirli kölelerdik
Senin nurlu yolunda,şükür kulluğa erdik.

Allah gönderdi Seni, beşer şaşmasın diye
Bir daha sapkınlaşıp,haddi aşmasın diye

Habibullah Muhammed son Nebi,son Peygamber
Gel,Gör ne hallerdeyiz,sesimize cevap Ver.

Unuttuk öğretini,öğretini unuttuk
Hakkı yerlere attık,batılı üstün tuttuk.

Adı barış dinini ,terörle anıyorlar
Ümmetin karanlıkta,ışığı arıyorlar.

Herkes kendi halinde kurtarıyor gemiyi
Vahşete yollanırken eskitiyor yeniyi.

Rehbersin Sen ya Resul,terkettik Hadisini
Bıraktık elimizle,BİR ALLAHın ipini.

Gül kokuna hasretiz,Ebu cehil hortladı
Zalimin zülmü devam,BİR ALLAH tan korkmadı.

Yoluna set çektiler,ümmetin gelemiyor
Canı kıymetli oldu,yolunda veremiyor.

Batılın oyuncağı,ümmetinin hanesi
Evimizde gürlüyor,Şeytanların bet sesi .

Ezanlar batar oldu,kulaklara ezanlar
Küfrü savunur oldu,köşelere yazanlar.

Sadece künyelere İslam diye yazıldık.
Garip kaldık ya Resul,haramlara ezildik.

Kur`anın ışığında kurtuluşun müjdesi
Elbette rehberimiz,Muhammedin gür sesi .

Şefaatini gönder umutsuz ümmetine
Muhtacız Peygamberim,muhtacız Himmetine.

Sen canımdan azizsin,anam babamdan önde
“canım arzular seni”,ruhum hapis bu tende.

Seni sevmek ya Resul,yolunda yürümektir,
Senden habersiz olmak,yaşarken çürümektir.

“Cihad “desem ya Resul ,ürkerler kelimeden
Kurtar bizi ya Resul,ömrümüz erimeden.

Gül kokundan uzakta,ne huzur var ne rahat
Bu garip ümmetine,eder misin şefaat?

SANA YÖNELDİM ALLAH'ım

Yeni Sayfa 3
December, 2005

HAYALET'in MEKÂNI

Allah,
er-Rahmân, er-Rahîm,
el-Melik, el-Kuddûs, es-Selâm,
el-Mü'min, el-Müheymin, el-Azîz, el-Cebbâr,
el-Mütekebbir, el-Hâlık, el-Bâri', el-Musavvir, el-Gaffâr,
el-Kahhâr, el-Vehhâb, er-Rezzâk, el-Fettâh, el-Alîm, el-Kâbıd,
el-Bâsıt, el-Hâfıd, er-Râfi, el-Muiz, el-Müzill, es-Semi', el-Basîr,
el-Hakem, el-Adl, el-Lâtîf, el-Habîr, el-Halîm, el-Azîm, el-Gafûr,
eş-Şekûr, el-Aliyy, el-Kebîr, el-Hafîz, el-Mukît, el-Hasîb, el-Celîl,
el-Kerîm, er-Rakîb, el-Mücîb, el-Vâsi', el-Hakîm, el-Vedûd, el-Mecîd,
el-Bâis, eş-Şehîd, el-Hakk, el-Vekîl, el-Kaviyy, el-Metîn, el-Veliyy,
el-Hamîd,
el-Muhsî, el-Mübdî, el-Muîd, el-Muhyî, el-Mümît, el-Hayy,
el-Kayyûm, el-Vâcid, el-Mâcid, el-Vâhid, es-Samed, el-Kâdir, el-Muktedir,
el-Mukaddim, el-Muahhir, el-Evvel, el-Âhir, ez-Zâhir, el-Bâtın, el-Vâli,
el-Müteâlî, el-Berr, et-Tevvâb, el-Müntakim, el-Afüvv, er-Raûf,
Mâlikü'l-Mülk,
Zü'l-Celâli ve'l-İkrâm, el-Muksit, el-Câmi',
el-Ganiyy, el-Muğni, el-Mâni', ed-Dârr, en-Nâfi', 
en-Nûr, el-Hâdi, el-Bedî', el-Bâkî,
el-Vâris, er-Reşîd,
es-Sabûr.

 

<Cursor by nuthinbutnet.net ct> BENİ DE GÖTÜR - Gülden Habersiz Dikenlere... - Blogcu